AyKuTiZm
  Acı Tecrübeler!
 


Bende isterdim “yalansız” bir dünyada yaşamayı, “İçim rahat kimseye söyleyemediğim, içimde kalan bir şey yok” diye. Bu dünyada sırf başkaları “üzülmesin” diye “şunu şöyle yaptım abi ki nedenim de işte bu benim ” diyemedim. Ama söylemeyi çok isterdim işte o zaman insan daha mutlu oluyor. Ki aslında karşı tarafta gerçekleri, “söylenemeyecek” şeyleri duyduğu için daha mutlu oluyor. 

İnsanın dudaklarından çıkan sözlerle kalbini etkilemesi ne garip bir olay, bu sözler iyi veya kötü bir biçimde olsada “dudaklarımızla bir insanın kalbine dokunmak” kalbini yerinden sökmek veya okşamak… Bir insanla konuşurken onun gözlerine bakarız sanki gözlerine konuşuyormuşuz gibi.. hayır! Aslında onun kalbine konuşuyoruz, bizi gözleri değil kalbi dinliyor… Bir insanı mutluluktan veya üzüntüden ağlattımızda gözleri kendiliğinden ağlamaz, kalbi gözlerine emir verir… Oysa ki görünürde kimseyi kırmak istemeyiz, biz hep iyiyizdir. Biz kötü şeyler yapmayız asla!!! Bir insanın içimizde beslediğimiz aşağılık “kin mermisiyle” doldurduğumuz dudak tabancasıyla, gözlerinin içinde ki tartışma havasının verdiği bize doğuştan yüklenmiş düşman tanımıyla aynı olan hedef tahtasına mermiler yağdırırız. İşte o zaman bizden kötüsü yok bu dünyada… Ben yapmadım mı? Evet yaptım hatta mermiler yağdırmakla kalmadım savaştım, ama anladım ki savaşlar hep “diğerlerinin” işine yararmış! Şöyle bir baktığımda dünya savaşı hayatın bir parçası haline gelmiş. Bilmiyorum bu günlerde kafam alabildiğine bozuk belki de o yüzden güncel haberler, internet dünyası ve  mutluluk yerine böyle karamsar türden yazıyorum. Çünkü içimden ne geliyorsa yazıyorum…

 
 Bir arkadaşımda dediği gibi “İnsan acı tecrübeleriyle yeni hatalarından kurtulur” çok doğru biz söz. Acı tecrübe! Bizim için ne kadar da kötüdür. Hiç birimizin yaşamak istemeyeceği kaçmak için elinden geleni yaptığı Acı tecrübeler! Ama ne yazık ki! Hayat çok acımasız bir ders…Önce sınavını oluruz sonra dersini alırız… Hani sınavdan çıkarız ve o dersin kitabına, çalışma kağıdına baktıktan sonra “…aaa ben bunu nasıl işaretlerim nasıl böyle bir hata yaparım” deriz ya .... İşte öyle bir şey, ben bu hatayı nasıl olurda yaparım! Hayat zaten bir sınavla başlamadı mı? Tanrı adem ve havvayı sınava tâbi tutmadı mı? (komik olan da şu ki; adem ve havva yaptıkları hatadan dolayı üzüntü duyarken onları “Üzülme her insan hata yapar!” diyecek başka bir insan da yoktu yanlarında) onların bu hatayı tekrar yapma şansları yoktu belki ama bir daha aynı hatayı yaparlar mıydı bilmiyorum ama bizim aynı hatayı yapmama şansımız var ki onlar gibi cenneti kaybettirecek boyutta bir hata olursa bizim de olmayabilir öyle bir şansımız.. Hatalar olur, yanlışlar yapılır, yapılan hatalar sonucu acı çekenler hata yapanı beklide her şeye rağmen hatasıyla kabullenir fakat ama aynı hata yüzlerce kez tekerrür ederse yapılacak tek şey “eyvallah” deyip hata yapanı hatasıyla baş başa bırakmaktır… Yapılması gereken budur. Budur çünkü o artık yapılan hatanın kölesi olmuştur! Hatayı yapan kişi onu “Acı tecrübe” olarak anlamaktan ziyade alıştığı bir dost gibi görmekten öteye gidemez ne yazık ki…
 
 Benimde hatalarım oldu. Hatta benim hata olarak kabullenmediğim ama başkalarının kesin hata hükmünü koyduğu zamanlarımda… Peki neden ben hata olarak bakmazken onlar neden hata yaptığımı söyledi? Cevabı çok basit Acı Tecrübeler!  Eğer adem ve Havva dan önce birileri o elmadan yiyip acı çekseydi ve gerçek bir dost kişiliğinde olsaydı bu insanlar adem ve havaya daha yaşam ağacına yaklaşmadan uyarırlardı “yaklaşmayın hata yapıyorsunuz” diye… Çünkü onlar bu acı tecrübeyi yaşamış ve hatanın sonunda nereye varıldığını da biliyor olurlardı. Neden peki bu kadar hata yaptığımızı söyleyen insanlar var etrafımızda? Bunun iki türlü cevabı var aslınca bence:
 
 İnsanlar başkalarının hatasını söylemekten fazlasıyla hoşlanır. Kendi yaptığı hatalardan çok başkalarının yaptığı hataları ortaya çıkarmak ister ve kendi yaptığı hataları görmek istemez.  Bunlar için söylenecek ve yazacak fazla şey yoktur…
 
 İnsanlar sevdiği, değer verdiği, acılı değil mutlu görmek istediği, inandığı, güvendiği ve içindeki sevgisiyle sahip çıktığı insanlara hata yaptığını söyleme gereğini kendinde bulur. Bulur çünkü onunda aynı hatalar yapmasından korkar. Onun üzülmesini istemediği için korkar. Tabi hata yapan insanın, söylediğim bu iki hata söyleme amaçlarının hangisi olduğu ayrımını iyi yapması gerekir. Kendisi sevildiği için mi hata yüzüne vuruluyor yoksa sevgiden yoksun egoist bir tavırla mı söyleniyor? Eğer ki hata yapan kişi senin içindeki sevgiyle hatasını yüzüne vurduğunu görmüyorsa bırak boşver sen elinden geleni yaptın be dostum… Üsteleme..! zaten o almış oldu dersin bi üst dersini aldıktan sonra ona sınıfta kaldığını söylemen için geri gelecek…
 
 Hatam olduysa affola…
 Aykut Günhan
                                                                                                                           18.07.2008 16:08
 
 
  © Copyright 2008 Aykutik  
 
Zargan İngilizce Sözlük
who's online
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol